Başkanımız konuşmasında, Siyonizm’in artık yalnızca Filistin’i değil, insanlığın vicdanını, kültürünü ve ruhunu kuşatan küresel bir sisteme dönüştüğüne dikkat çekti. Bu nedenle Siyonizm’e karşı yürütülen mücadelenin, yalnızca siyasi veya diplomatik bir duruş değil; bilgi, kültür, medya, ekonomi, teknoloji ve akademi alanlarını kapsayan bütüncül bir bilinç hareketi olması gerektiğini vurguladı.
Yücel, Gazze’de yaşanan trajediyi, “çağımızın vicdan sınavı” olarak niteledi. 1948’de başlayan işgal sürecinin, 2007 yılından bu yana süren abluka ve 7 Ekim 2023 sonrası yaşanan yıkımlarla birlikte artık bir insanlık suçu boyutuna ulaştığını belirtti.
Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) yayımladığı raporların, bu süreçte yaşanan sivil ölümlerini belgelediğini hatırlatarak, bu verilerin birer “kanaat” değil, doğrudan “delil” niteliğinde olduğunu ifade etti.
Yücel’e göre Gazze bugün sadece bir direnişin sembolü değil, aynı zamanda insanlığın değerler üzerinden yeniden sorgulanması gereken bir laboratuvar haline gelmiştir.
Başkanımız, konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının (STK) küresel krizler karşısındaki yetersizliğine de değindi. Siyonizm’in sinsi ve çok katmanlı kuşatmasına karşı toplumu bilinçlendirmesi gereken STK’ların, gerçek anlamda sivil olmayı; örgütlenme, strateji ve bağımsızlık bilincinden kopuk biçimde ele aldıklarını söyledi.
Yücel, sivil toplumun sadece yardım veya tepki üretme alanı olmadığını, veriyi, medyayı, hukuku, dili, ekonomiyi ve kültürü birlikte yürütebilen bir yüksek bilinç gerektirdiğini ifade etti. Bu eksikliğin, 7 Ekim sonrası dönemde sivil alanın etkisiz kalmasına neden olduğunu vurguladı.
Artık tekrarlanan protestoların ve basmakalıp tepkilerin toplumsal duyarlılığı diri tutmadığını belirten Yücel, Siyonizm’e karşı mücadelenin kalıcı ve sürdürülebilir bir bilinç üretimi haline dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Sivil toplum kuruluşlarının yalnızca yardım toplayan ya da eylem düzenleyen yapılar olmaktan çıkarak;
Veri üreten,
Kamuoyu yöneten,
Kültür oluşturan,
Eğitim modeli geliştiren
kurumlara dönüşmeleri gerektiğini ifade etti.
Başkanımız, Dertliler Hareketi olarak bilinç ve farkındalık temelli projelere öncelik verdiklerini belirtti. Bu kapsamda 7 Ekim sonrasında ortaya çıkan bilgi kirliliğiyle mücadele etmek ve toplumsal algıyı doğru zemine oturtmak amacıyla Kudüs Hatipleri Eğitim Akademisini hayata geçirdiklerini söyledi. Bu programla, doğru, etkili ve ikna edici söylemler geliştirebilen hatipler yetiştirildiğini ifade etti.
Ayrıca kısa süre içinde başlatılacak olan “Bilinçli Ebeveyn, Güçlü Aile” programıyla da Siyonizmin kültür, medya, teknoloji, gıda, sanat ve aile yaşamı gibi alanlarda yürüttüğü sinsi etkilere karşı bireyleri bilinçlendirmeyi hedeflediklerini açıkladı. Bu proje sayesinde ailelerin kültürel direnç becerisi kazanmasının amaçlandığını belirtti.
Yücel, konuşmasının sonunda, Dertliler Hareketi’nin mücadele yaklaşımını “neticeye değil, neticeyi doğuran sebeplere odaklanmak” olarak özetledi. Sorunların kalıcı olarak çözülebilmesi için, değerlerin yeniden ihyası ve toplumsal bilincin kurumsallaştırılması gerektiğini ifade etti.
Kongrenin, çaresizlik değil yeniden inşa iradesinin sembolü olduğuna dikkat çekerek, “Bugün insanlığı uyandırmanın, hakikati örgütlemenin ve zulmü çözmenin zamanı” değerlendirmesinde bulundu.
Copyright 2016 - dertliler.org.tr
Designed By www.piyar.com.tr