Başkanımız’dan Anti-Siyonizm Kongresi’nde Değer Merkezli Mücadele Vurgusu

Başkanımız Selman Enes Yücel, 10 Kasım 2025 tarihinde Rami Kütüphanesinde düzenlenen Anti-Siyonizm Kongresi’nin 3. gün oturumlarına katılarak sözlü ve yazılı bildirisini sundu.

Başkanımız konuşmasında, Siyonizm’in artık yalnızca Filistin’i değil, insanlığın vicdanını, kültürünü ve ruhunu kuşatan küresel bir sisteme dönüştüğüne dikkat çekti. Bu nedenle Siyonizm’e karşı yürütülen mücadelenin, yalnızca siyasi veya diplomatik bir duruş değil; bilgi, kültür, medya, ekonomi, teknoloji ve akademi alanlarını kapsayan bütüncül bir bilinç hareketi olması gerektiğini vurguladı.

 

Gazze, İnsanlığın Vicdan Sınavı

 

Yücel, Gazze’de yaşanan trajediyi, “çağımızın vicdan sınavı” olarak niteledi. 1948’de başlayan işgal sürecinin, 2007 yılından bu yana süren abluka ve 7 Ekim 2023 sonrası yaşanan yıkımlarla birlikte artık bir insanlık suçu boyutuna ulaştığını belirtti.


Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) yayımladığı raporların, bu süreçte yaşanan sivil ölümlerini belgelediğini hatırlatarak, bu verilerin birer “kanaat” değil, doğrudan “delil” niteliğinde olduğunu ifade etti.

 

Yücel’e göre Gazze bugün sadece bir direnişin sembolü değil, aynı zamanda insanlığın değerler üzerinden yeniden sorgulanması gereken bir laboratuvar haline gelmiştir.

 

STK’lara Çağrı: Slogan Değil, Bilinç Üretmeliyiz

 

Başkanımız, konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının (STK) küresel krizler karşısındaki yetersizliğine de değindi. Siyonizm’in sinsi ve çok katmanlı kuşatmasına karşı toplumu bilinçlendirmesi gereken STK’ların, gerçek anlamda sivil olmayı; örgütlenme, strateji ve bağımsızlık bilincinden kopuk biçimde ele aldıklarını söyledi.

 

Yücel, sivil toplumun sadece yardım veya tepki üretme alanı olmadığını, veriyi, medyayı, hukuku, dili, ekonomiyi ve kültürü birlikte yürütebilen bir yüksek bilinç gerektirdiğini ifade etti. Bu eksikliğin, 7 Ekim sonrası dönemde sivil alanın etkisiz kalmasına neden olduğunu vurguladı.

 

Artık tekrarlanan protestoların ve basmakalıp tepkilerin toplumsal duyarlılığı diri tutmadığını belirten Yücel, Siyonizm’e karşı mücadelenin kalıcı ve sürdürülebilir bir bilinç üretimi haline dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

 

Sivil toplum kuruluşlarının yalnızca yardım toplayan ya da eylem düzenleyen yapılar olmaktan çıkarak;

  • Veri üreten,

  • Kamuoyu yöneten,

  • Kültür oluşturan,

  • Eğitim modeli geliştiren
    kurumlara dönüşmeleri gerektiğini ifade etti.

 

Dertliler Hareketi’nden Bilinç ve Direnç Odaklı Projeler

 

Başkanımız, Dertliler Hareketi olarak bilinç ve farkındalık temelli projelere öncelik verdiklerini belirtti. Bu kapsamda 7 Ekim sonrasında ortaya çıkan bilgi kirliliğiyle mücadele etmek ve toplumsal algıyı doğru zemine oturtmak amacıyla Kudüs Hatipleri Eğitim Akademisini hayata geçirdiklerini söyledi. Bu programla, doğru, etkili ve ikna edici söylemler geliştirebilen hatipler yetiştirildiğini ifade etti.

 

Ayrıca kısa süre içinde başlatılacak olan “Bilinçli Ebeveyn, Güçlü Aile” programıyla da Siyonizmin kültür, medya, teknoloji, gıda, sanat ve aile yaşamı gibi alanlarda yürüttüğü sinsi etkilere karşı bireyleri bilinçlendirmeyi hedeflediklerini açıkladı. Bu proje sayesinde ailelerin kültürel direnç becerisi kazanmasının amaçlandığını belirtti.

 

“Hakikat Örgütlenirse, Zulüm Çözülür”

 

Yücel, konuşmasının sonunda, Dertliler Hareketi’nin mücadele yaklaşımını “neticeye değil, neticeyi doğuran sebeplere odaklanmak” olarak özetledi. Sorunların kalıcı olarak çözülebilmesi için, değerlerin yeniden ihyası ve toplumsal bilincin kurumsallaştırılması gerektiğini ifade etti.

 

Kongrenin, çaresizlik değil yeniden inşa iradesinin sembolü olduğuna dikkat çekerek, “Bugün insanlığı uyandırmanın, hakikati örgütlemenin ve zulmü çözmenin zamanı” değerlendirmesinde bulundu.